‘'Geçmişten geleceğe Kani Ağa Konağı''

2.11.2014 09:38:20

Talas'ta yapımı büyük oranda tamamlanan Ali Saip Paşa Sokağı'nda 114 yıllık geçmişe sahip olan Kani Ağa Konağı'nın 3. nesil sahibi Osman Acer Büyük Kayseri Gazetesi'ne konuştu…

Sait Paşa Sokağı… Talas Belediyesi’nin gecen yıl, eski Talas kültürünü yaşatmak için açtığı sokak… Eski taş evler, Arnavut taş döşeli yollar… Deyim yerindeyse şiir gibi. Osman Amca (52), doğma büyüme Talaslı. Sait Paşa Sokağı’na yolu düşen varsa mutlaka evinin önünden imrenerek geçmiştir. Doğrama kapılar, kasımpatılar, bin bir renk çiçekli bir bahçe ve güler yüzlü, candan bir Osman Amca.

114 yıllık geçmişe sahip Kani Ağa Konağı’nın sahibi Osman Acer… Doğrama el işçiliği kapıdan girer girmez çölde serap görmüş gibi huzurla doluyor insan. Sıcak çayı ve misafirperverliğiyle sizi mest ediyor. Bizde Osman Acer’le geçmişi, geleceği, Ali Saip Paşa Sokağı Projesi’nin eksiklerini konuştuk.  İşte bugünkü röportajımız Osman Amca ile…

 

Kani Ağa Konağı kimindi, siz kaçıncı kuşaksınız?

 

Benim dedemin evi burası. Dedemin adı Kani’dir. Sonra babam amca ve halalarımın hakkını vererek bu konağı alıyor. Babamın adı da Kani’dir. Bende babamın gittiği yoldan gittim. Kardeşime hakkını verdim. Bu ev benim oldu. Amacım babamın evi açık olsun, doğduğum, büyüdüğüm, özlediğim ortamda benim çocuklarımda büyüsün.

 

Eskiden nasıldı buralar?

Buralar eskiden çok kalabalıktı. Talas’ın en kalabalık mahallesi Kiçiköy Mahallesi burasıydı. Eskiden harika konaklar vardı. İçerisinde 15-20 kişilik aileler yaşardı. 388 hane vardı burada ama şimdi 150 ev yok ki toplasan 50 kişi oturmuyor. Burada Talas’ın köklü insanları otururdu. Şimdi derme çatma insanlarla doldu. Eskiden komşuluk çok iyiydi, kaliteli komşuluklar vardı. Bu evi yaşatmaktaki amacım da budur benim. İnsanlığı yaşatmak için. Şimdi bir inanış var dairede oturursan insansın, rahat bir yaşantın olur diyorlar. İşte biz bu yüzden köylülüğümüzü bozduk. Annem derdi ki köyde ne dayılarım var, şehirde ne ayılarım var…

 

Sokak sakinleriyle ilişkileriniz nasıl?

 

Komşu yok ki komşuluk olsun. Sokağı eski haline getirmeye çalıştılar ama içini dolduramadılar. O da zaten onların elinde değil. İnsanlık bitti.

Nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok

Minderlerde büyüdük mutluyduk

Nice ama restore olmuş süper lüks rezidanslarımız var içinde insan yok.

 

En çok neyi özlüyorsunuz?

 

Ben burada en çok eski Ramazanları özlüyorum. İftar vaktine yakın bakır taslarda insanlar birbirine yemek götürürdü. Herkesin evinde de aynı yemekler pişer, çünkü alternatif yok. Ya düğürcük çorbası ya da tarhana çorbası… Bazen evimin salonunda oturuyorum. Babam yine camın önünde, başköşede oturuyor. Eskiyi yâd ediyorum. O günleri tekrar tekrar yaşıyorum. Buraya ne yaparlarsa yapsınlar eski tadı vermiyor.

 

Siz çocukluğunuzda yaşıyorsunuz, demek ki çok yakın komşuluk ilişkileri vardı?

Geçmişte ben babamın konuştuğu komşularımızı hep akraba olarak bilirdim. O kadar yakındık. İşte o yüzden ben şimdiki insanları anlayamıyorum, ısınamıyorum.

O güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler

Demirin tuncuna

İnsanın puştuna kaldık.

 

Ramazanda burada etkinlikler yapılıyor. Sizce nasıldı Ramazan?

Ramazan’da burada etkinlikler oluyor. Çok da güzel oluyor. Belediye başkanımız Rifat Bey bana ‘’Senin elinden geliyor, sende maket yap sat ‘’ dedi. Bende önce istemedim ama bu çorbada benim de tuzum olsun diyerek maketler yaptım, kapımın önünde sattım. Ona da buradaki esnaflar karşı çıktı. Güzel yapıyorsun, ucuza satıyorsun diyorlar. Benim de elbette bir geçim sıkıntım var, KASKİ’den emekliyim. Ama ben bunu para için yapmadım, ben de bir renk katmak istedim.

 

Bahçeye gelin damat fotoğrafı çektirmek ücretli yazmışsınız. Bu sokağı fotoğrafçılar açık alan stüdyosu olarak kullanıyor. Sokak sakini olarak siz rahatsız mı oldunuz?

Buraya fotoğrafçılar geliyor. Gelin damat fotoğrafları çekiyorlar. Benim kapımı izinsiz açıyorlar, onu geçtim kapıyı kırıyorlar, bahçeme zarar veriyorlar. Bende artık durduramıyorum bunları. Gelin damat fotoğrafı çektirmek ücretlidir yazdım. Parasında değilim ama önünü alamadım, böyle bir yol düşündüm.

Röportaj: Dilek Bolat